Giriş yazısı 2

Sevgili okur;

    

Orhan Veli’nin bu dizesiyle açılmıştım size ve denize; tüm kaygılarımızı ve amacımızı dile getirmiştim…

Tekrar denize gidiyorum elimde bir valiz ve Akrostiş’in ilk sayısı ile.  Eski bir tramvay istasyonunda iniyorum, De Haan’da… Öyle eski zamanlardaki, öyle güzel ki, Kafka geliyor aklıma.

     Tramvayın birinde dikiliyorum, diyor Kafka kararsız bakışlarla. Sorguluyor hayatın içerisindeki yerini ve tüm bu soruları… Dünyanın kaypaklığından kurtuluşu, sadece sanatçı ve edebi yaratışta buluyor … Akrostiş’in varlığı da işte tam da budur diye düşünüyorum ve o an soğuk bir rüzgâr esintisi güneş ışınlarıyla birlikte yüzümü okşuyor. Yazmalıyız bir şeyleri değiştirebilmek için… Çünkü yazmasak delireceğiz der Sait Faik Abasıyanık. Sait Faik’ten mülhem deniz kokusunu içime çekiyor ve sahile doğru yürüyorum…

     Yürürken Dario Fo’nun tiradından şu sözleri mırıldanıyorum içimden: Gardiyanlar yargıçlar politikacılar, beni delirtemeyeceksiniz.

     Bir kafeteryaya girip bir kahve ısmarlıyorum kendime. Deniz masmavi karşımda yine, anlat diyor anlatmaya başlıyorum meramımı dalgalara…

     Bizler, her yazar, her kalem düşkünü; bu gerekli ama bir o kadar da zor ve yalnız yolda hayallerimizi fikirlerimizi bir dergi çatısı altında toplamanın gerekliliğinin farkındayız

     Arkamızda yazarlarımız, sanatçılarımız ve okurlarımızdan başka destekleyenimiz olmasa da Camusun Sisyphus’u gibi tam tepeye yaklaşırken yeniden ve yeniden aşağıya düşsek de yılmıyoruz ve ikinci sayıdayız.

     Usta Yazar Cemil Meriç, edebiyat dergileri hakkında: Bir şehrin iç sokakları gibi mahrem ve samimidirler der ve devam eder: Dergi hür tefekkürün kalesidir. Biz bu kaleyi birlikte koruyabiliriz sevgili okur.

     Akrostiş’in yazar, çizer ve sanatçılarının ve siz okurların dayanışma duygusu ile insanlığımızı korumaya devam edeceğiz. Bu nedendendir ki az geçilmiş yollardayız ve bunun bilincindeyiz.

  Fakat siz okurun da desteği ile biz bu samimiyeti, iyi niyeti ve dayanışmayı bir arada tutmayı başarabiliriz. Çünkü edebiyat ve sanat öyle güçlüdür ki, öyle birleştirici ki …

     Tanınmış isimlerin yanı sıra yine genç yazarlarımızı da odalarımızda misafir ediyoruz.

  Dergiler, edebiyata kazandırdıkları yeni isimlerle kendi geleceklerini belirleyen yayınlardır.

     Bir esere sanatsal nitelik kazandıran onun estetik duruşu ise biz estetiği de dert edindik bu sayımızda ve farklı birkaç açıdan inceledik; kendimizi sorguladık, sevmeyi sorguladık, Türk edebiyatının değerli yazarı Yusuf Atılgan’ı tanıttık bu sayımızda. Bukowski’nin ne kadar sevişip ne kadar kustuğunun sayısını tuttuk, yine şiirlerden ve tiyatrodan söz ettik. Kaygılarımızı sanatın her boyutu ile inceledik odalarımızda…

     Estetik değerlerle beraber sanattaki ince düşünceyi, derin sezgiyi, farklı kavrayışı, güzelliği, zarafeti öne çıkaracağız odalarımızda. Şiire tutunacağız yine birlikte. Çevirilerle; şiir, eser kazandıracağız bir dilden bir dile. Tüm bu sedamıza okuyucudan, sizlerden bir aksi seda bulmak gayemiz….

     Robert Frost’a; şiirin özü nedir diye sorduklarında, çeviride kaybolandır, kaybolan şeydir, der. Biz tüm dergi çevirmenleri ve yayın kurulumuz olarak tek tek kelimelerde arayıp o kaybolan şeyi bulup size vermeye çalıştık.

     Sıradan olan sanat olamaz… O yüzden zor bir yolda şiire, sanata tutunarak ilerliyoruz…

     Böyle bitiririm yazımı sanırım diyorum ve toparlanıp dışarı çıkıyorum. Sahildeki bankta otururken martıları, dalga sesini, gri renkteki dingin denizi izliyorum. Kumsalda aileleri ile birlikte oynayan çocukları, sarmaş dolaş genç sevgilileri. Koşu yapan insanları, köpeğini gezdiren kahve renkli montlu adamı, birbirleriyle konuşa konuşa yavaşça ilerleyen ve geçerken selam vermeyi unutmayan yaşlı çifti… Göğe bakıyorum…

     Keskin rüzgâr çarpsa da yüzüme bulutların arasından güneş ışınları kendini gösteriyor ve tekrar denizin üstünden parıltı olarak aksediyorlar.

     Max Temmerman çevirisi ile yayınladığımız Altın Günler şiirinin bir yerinde şair;

     Işık saça saça yol gösterdiler bize… diyor.  Akrostiş dergisi ışık saçsın, aydınlatsın, yol göstersin bizlere …

     Sonrası?

     Sonrasını birlikte göreceğiz…

     İnsan olduğumuzu hiç unutmadığımız nice sayılara…

     Buyurun ikinci sayımız elinizde…

Daha fazla…

2018-07-19T14:56:19+00:00